
Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok ;
Nice elbiseler gördüm içinde insan yok!
Mevlana
Bazen insan görünümlü yaratıkların toplum içinde gezindiğini düşünüyorum, elimde değil.
Bugünün şiiri bu olsun istemezdim esasında. Daha iç açıcı, daha sevgi dolu, daha umutlu şeylerden bahsetmek her zaman tercih ettiğim. Amma velakin, bugün yaşadığım hadise aklıma direk Mevlana'nın bu şiirini getirdi.
Bugün kahvaltı yapmaya teyzeme gitmiştim, eve döndüğümde gördüğüm tablo beni şaşkına çevirdi, hatta dağıttı adeta...
Efendim olay şu: 6.ada sakinleri olarak site etrafını yeşillendirme kararı almış idik. Ve bizim binanın önünü ağaçlandırma görevini de karşı komşu teyze aldı, bahçe işlerine meraklı yapısından dolayı. Herkes mutlu mesut. Etrafta güller, çeşit çeşit çiçekler açtı bu sene, çamlarımız bile vardı, elmalar incirler hatta... Özellikle bizim apartmanın önünü çok beğeniyordu herkes, tebrik ediyorlardı karşı komşu teyzeyi... Ben de Ankara'dan her gelişimde çiçeklere bakıyordum büyümüşler mi diye... Sonuçta canlı.. Hem de insanın içini açanlardan....
Velhasıl, her zaman bir mikrop oluyor işte... Alt komşumuz bu çiçekleri istemiyordu, ağaçları da... Neymiş efendim önünü kapatıyormuş! Teyzecim önünü kapatan çiçekler olsun, ağaçlar olsun... Yol olsa daha mı iyi?!.. 'Yok nefes alamıyorum onlar yüzünden'... Allah aşkına duyulmuş mudur, ağaçlardan dolayı nefes alamamayı? Benim senelerdir gördüğüm dersler, bana hep, ağaçların oksijen salıverdiğini öğretti. Ama yok, teyze ona takık, karşı komşu teyzeyle arası açıldı bu yüzden. Biz önceleri ses çıkarmıyorduk, taa ki bugüne kadar.
Bugün teyzemlerden döndüm, bir de ne görelim: Apartmanın etrafındaki bütün çiçekler ağaçlar 'kesilip doğranmış'!!.. Üstelik izinsiz!! Kimin yaptığı aşikar. Apartmandaki teyzeler, nasıl üzgün nasıl üzgün... Biz yokken ortalık ayaklanmış, herkeste bir telaş, bir sinir harbi. Kadın doymamış, yan apartmanın arkasındaki ağacı da kesmiş! O ağacı eken adam da vefat etmiş geçen senelerde, annesi öyle bir ağlıyor ki... Karşı komşu teyzeyi hiç sormayın, çıldırmış artık, tansiyon tavana vurmuş. İçim acıdı. Bir insan(!) ne ister ağaçlardan? Ağaç ya.. ağaç çiçek kadar güzel, iç açıcı ne var şu dünyada? Üstelik burası senin mi de önüne geleni kesip biçiyorsun?! Kim verdi sana bu yetkiyi?! Hiç mi vicdanın sızlamadı o canım çiçekleri keserken? Canlı yahu bunlar. Kuru değil ki! Bir de öyle canice kesilmiş ki, görseniz ağlarsınız. İçim sızladı... O emeğe, o canlıya, o güzelliğe bir insan(!) nasıl kıyabilir? Hem de rıza olmadan, padişah gibi!!
Tabi gereken yapıldı. Dava açıldı, polisler geldi tutanak tuttu vs. Ama giden canlı canlı ağaçlar çiçekler oldu. Onu yapan da suçlu bir insan(!)...
Ve etrafıma şöyle bir baktım: bunu yapan 'aydın' dediğimiz insanlardan. Kendisi hemşire. Görmüş geçirmiş okul okumuş... Ama neymiş? Okumakla adam olunmuyormuş!! Zaten bunun örneğini o kadar çoook gördüm ki... Hakkaten insan olmak zor. Hakkaten zor.
İşte karşı komşu teyzeyi sakinleştirirken ben de bu şiiri mırıldandım kendi kendime...
Bugünümü en iyi anlatan bu şiir anlayacağınız...
İnsanı insan yapan eğitimdir, sözü yalan efendim!
İnsanı insan yapan merhametidir..
İnsanı insan yapan insan sevgisidir..
İnsanı insan yapan vicdanı, özgürlüğüdür..
Bu kadar.